YGS SINAVI ÖNCESİ
İnsan sınavdan çok, arama yapılacak diye heyecanlanır mı? Heyecanlanıyor işte. Etrafımdakiler "Kaç saat kaldı, birazdan gireceğiz" diye birbirlerine söylenirken, ben kendi iç sesimle cebelleşiyordum. "Acaba sorun çıkacak mı? Üzerimi ararken bir şey farkederler mi?" vs vs vs.
Sınav saat 10'daydı.Ssaat 09.00 'u gösterirken, içeriden bir ses:
"Haydi gençler sıraya girin"dedi. Neyse, girdik sıraya...
Ben daha çok heyecanlanmaya başladım. Görevli devam etti:
"Bayan arkadaşlar sağ tarafa, erkekler sola"
Sağa geçtim tabi haliyle. Geçer geçmez arkadan bir ses: "Erkekler sola geçiyor"
Hiçbir şey demedim direk kimliğimi gösterdim. Mahçup olup döndü önüne. O kız yanlış yaptığını düşünerek üzüldü belki; ama benim o kimliği gösterirken çektiğim acıyı hiçbir zaman anlayamazdı.
Sıra devam ediyordu, arkadaşımla karşılaştım, annesi de yanında. Benimle konuşurken annesinin meraklı ve sorgular bakışlarından da nasibimi aldım tabii. Hem konuşup hem ilerken sıra bana geldi. Nedense ayaklarım titremeye başladı.
Kadın görevli üzerimi aradı ve aradıktan sonra gülümseyerek "Erkekleri de ben arıyorum artık" dedi.
Ona da tek kelam etmedim direk kimliğimi gösterdim.
Yandaki erkek görevli kimliğimi farketmedi "Gel bakayım" der gibi üstümü aramaya kalktı.
Ona da kimliğimi gösterdim "Yahuu Allah Allah ya!" diyerek terkettim orayı.
İnsan bir zaman sonrada çileden çıkıyor gerçekten.
"Alt tarafı sınav, bir insan sınava girmeden önce ne yaşayabilir ki?" demeyin. Yaşanıyor işte.
29 Mart 2014 Cumartesi
25 Mart 2014 Salı
Yolda...
Gündüz saatlerinde bilet almaya gidiyorum. Soruyorum:
-Bilet var mı?
-46 var
-En arka mı?
-En arka pencere kenarı, yanı Denizli'ye kadar boş, rahat rahat gidersin.
-İyi madem. Peki benim kullandığım engellilere özel bir indirim kartım var normalde a tl'lik bileti b tl'ye alıyorum bu firmadan onu yine kullanabilirim, değil mi?
- Bakayım.
Veriyorum kimliği ve asıl hikaye başlıyor.
-Bu sen misin?
-Evet.
-Hiç sana benzemiyor.
-(Yuh! 1sene bile olmadı onu çektireli) Benim. (Nezaketle gülümsüyorum,niyeyse. Nüfus cüzdanını karşılaştırması için uzatıyorum, çekingence. Suçlu mu hissediyorum ne?!)
-Hiç sana benzemiyor da... diye yeniliyor. Suçlu mu hissediyor ne?!
...
-Ne kadar oluyor bununla bilet? diyorum utangaç soru dolu sessizliğine doğru üfleyip sessizliği uzaklaştırarak
-B lira yine.
- Güzel. İndirimli.
-Kesiyorum bileti, kontrol edin lütfen (abi-delikanlı muhabbeti kesintiye uğruyor.) 7 numaraya kestim.
Anlıyoruz ki 46 Bay yanından 7 Bayan yanına alıyor beni. Oturuyorum, muavin adımı kontrol etme gereği duyuyor biletten. Çünkü yanımda beni tanımadığı belli bir kadın oturuyor. Bay- Bayan bilet kesilmesini muayin anlayamıyor. Yol bitene kadar hikaye bitmiyor.
Kimliğimin rengi olmasa, cinsiyet hanesi olmasa ne değişirdi diyorum? "Bay yanı" "Bayan yanı" ve "fark etmez" seçenekleri olsaydı da otomatik ve kimliğe bağlı olmasaydı bu iş...
Bileti kesen amca memleketlim olmasaydı da kötü biri olsaydı, kimliğimle görüntüm benzemediği için beni incitmeyi hak görseydi kendine, o zaman ne değişirdi diyorum...
Benim anlattığım en zararsız örneklerden. Anlamaz bakışlar, yüzümde vücudumda, kimliğimde gezen dikkatli gözler, hepsi o. Ama daha kötülerini de biliyorum, bu blogu okuyan sizler de bileceksiniz.
İkili cinsiyet sisteminin birilerinin hayatını kolaylaştırırken birilerini öldürdüğünü belki de hiç fark etmediniz. Hikayelerimizi okuyun. Bu cinsiyet damgası, yaşam hakkımızın riske edildiğine, can tehlikesine değer mi, düşünün.
-Bilet var mı?
-46 var
-En arka mı?
-En arka pencere kenarı, yanı Denizli'ye kadar boş, rahat rahat gidersin.
-İyi madem. Peki benim kullandığım engellilere özel bir indirim kartım var normalde a tl'lik bileti b tl'ye alıyorum bu firmadan onu yine kullanabilirim, değil mi?
- Bakayım.
Veriyorum kimliği ve asıl hikaye başlıyor.
-Bu sen misin?
-Evet.
-Hiç sana benzemiyor.
-(Yuh! 1sene bile olmadı onu çektireli) Benim. (Nezaketle gülümsüyorum,niyeyse. Nüfus cüzdanını karşılaştırması için uzatıyorum, çekingence. Suçlu mu hissediyorum ne?!)
-Hiç sana benzemiyor da... diye yeniliyor. Suçlu mu hissediyor ne?!
...
-Ne kadar oluyor bununla bilet? diyorum utangaç soru dolu sessizliğine doğru üfleyip sessizliği uzaklaştırarak
-B lira yine.
- Güzel. İndirimli.
-Kesiyorum bileti, kontrol edin lütfen (abi-delikanlı muhabbeti kesintiye uğruyor.) 7 numaraya kestim.
Anlıyoruz ki 46 Bay yanından 7 Bayan yanına alıyor beni. Oturuyorum, muavin adımı kontrol etme gereği duyuyor biletten. Çünkü yanımda beni tanımadığı belli bir kadın oturuyor. Bay- Bayan bilet kesilmesini muayin anlayamıyor. Yol bitene kadar hikaye bitmiyor.
Kimliğimin rengi olmasa, cinsiyet hanesi olmasa ne değişirdi diyorum? "Bay yanı" "Bayan yanı" ve "fark etmez" seçenekleri olsaydı da otomatik ve kimliğe bağlı olmasaydı bu iş...
Bileti kesen amca memleketlim olmasaydı da kötü biri olsaydı, kimliğimle görüntüm benzemediği için beni incitmeyi hak görseydi kendine, o zaman ne değişirdi diyorum...
Benim anlattığım en zararsız örneklerden. Anlamaz bakışlar, yüzümde vücudumda, kimliğimde gezen dikkatli gözler, hepsi o. Ama daha kötülerini de biliyorum, bu blogu okuyan sizler de bileceksiniz.
İkili cinsiyet sisteminin birilerinin hayatını kolaylaştırırken birilerini öldürdüğünü belki de hiç fark etmediniz. Hikayelerimizi okuyun. Bu cinsiyet damgası, yaşam hakkımızın riske edildiğine, can tehlikesine değer mi, düşünün.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)